M.C. Escher: Algının Mimarı ve Gerçeğin Keşfi

Bu yazımda M.C. Escher sergisinden bahsedeceğim. Açıkçası Escher daha önce çok yakından bildiğim bir sanatçı değildi. Bir süredir kültür-sanat etkinliği yapmadığım için seçtiğim bir sergiydi ama sanırım uzun zamandır beni en çok heyecanlandıran sergilerden biri oldu. Gördüğüm her şey bana çok keyif verdi; fakat eserlerin arka planını okudukça sergiyle kurduğum bağ daha da güçlendi. Ben de sergide aldığım notları biraz toparlayıp sizinle paylaşmak istedim.

Bu sergi ile birlikte şunu da fark ettim: Bir şehirde zaman zaman yalnız hissediyorsanız, bir sergiye gitmek ve sonra onun üzerine yazmak gerçekten iyi gelen bir aktivite olabiliyor. Hem dışarıyla temas ediyorsunuz hem de gördüklerinizi kendi içinizde bir yere yerleştiriyorsunuz. Ayrıca Escher’in eserlerinden sonra aklımda kalan en belirgin düşünce şuydu: Gerçeklik sandığımız kadar sabit, insan algısı da sandığımız kadar tutarlı olmayabilir. Sanırım bu esneklik ve belirsizlik beni biraz rahatlattı. Çünkü bazen dünyayı tam olarak anlamak zorunda olmadığımızı, gördüğümüz şeylerin de her zaman tek bir anlama gelmediğini hatırlamak iyi geliyor. Sanırım bu giriş yine o havalı ve profesyonel yazı girişlerinden biri olmadı ama neyse… Zaten yüz yüze konuşuyor olsaydık da girişi biraz uzatır, muhtemelen bütün bunları anlatırdım. Şimdi artık yazıya geçebiliriz.
















