“Made in Italy” İkilemi: Etiketin Ötesinde Bir Kültür

Geçtiğimiz günlerde arkadaşımla alışveriş yaparken bir pantolonun etiketinde yer alan üretim yerini gördük: “Made in Bangladesh”. Arkadaşım etiketi görür görmez ürünü asla almayacağını söylediğinde açıkçası çok şaşırdım. Çünkü pantolonun kumaşına, kalıbına ya da dikişlerine hiç bakmadan yalnızca nerede üretildiğine bakarak verilmiş bir karardı bu. O an düşündüm: Bir kıyafetin üzerinde “Made in Italy” yazdığında zihnimizde kalite, zanaat, hatta lüks belirirken, “Made in Bangladesh” gördüğümüzde neden aynı ürüne daha en başından ön yargılı oluyoruz? Oysa moda dünyasının büyük bir kısmı, çoğu zaman geri planda bırakılan bu üretim coğrafyalarında şekilleniyor. Durum bu haldeyken, sadece bir etiket bile, kıyafet hakkında kendisinden çok daha fazlasını söyleyebiliyor.
Bir Etiket Nasıl Değer Kazanır?

“Made in Italy” denince aklımıza ilk olarak lüks, İtalyan estetiği ve değerli bir el işçiliği geliyor; bunun oluşmasında ise İtalyan moda markalarının payı oldukça büyük. Gucci, Armani, Prada, Versace, Dolce&Gabbana derken İtalyan estetiği dediğimiz şey yıllar içinde zihnimizde belirgin bir yer edindi. Bu markalar ürettikleri ürünlerin yanında İtalya’yı moda, kalite ve lüksle birlikte düşünmemizi sağladılar. Etikette gördüğümüz bu üç kelime de ürünün nerede üretildiğinden çok daha fazlasını anlatarak zihnimizde doğrudan bir kalite ve değer algısı yaratıyor. Daha ürünü incelemeden, yalnızca bu etikete bakarak onun hakkında belirli bir yargıya varabiliyoruz.











