Marty Supreme: Harika Bir Pazarlama Harikası

Sinema dünyasının o kaotik köşesinden sesleniyorum hepinize: Josh Safdie ve Timothée Chalamet ortaklığıyla doğan Marty Supreme, nihayet radarımıza girdi. Safdie Kardeşler’in yollarını ayırmasından sonra Josh hocanın tek başına neler yapabileceğini merak edenler için bu film, bir “pinpon hikayesi” olmanın çok ötesinde, tam bir adrenalin bombası niteliğinde. Zaten daha farklı bir şey de beklenmiyordu kendisinden. Uncut Gems’ten hatıra kalan bütün hisler Marty Supreme ile önümüze geliyor bu sefer.

Film, 1950’lerin New York’unda, amcasının ayakkabı dükkanında çalışan ancak aklını fikrini o küçük pinpon topuna hapsetmiş Marty Mauser’ın (Reisman) yükselişine ve aslında o yükselişin getirdiği ruhsal çöküşe odaklanıyor. Gerçek hayattan, masa tenisi efsanesi Marty Reisman’ın hayatından ilham alan bu hikaye; Safdie’nin o alışık olduğumuz “huzursuz” kamerasını, 35mm filmin grenli dokusuyla beraber harman ediyor. İzlerken kendinizi “bu bir spor filmi değil” düşüncesine ikna ediyorsunuz kolaylıkla.










