Masumiyet Müzesi: Nostalji ile Masumiyet Arasında

2009 yazında Beyoğlu’nda dolaşırken aklımda hangi sorular vardı tam hatırlamıyorum. Ama merak vardı. Heyecan vardı. Hayata karşı güçlü bir istek vardı. Elimde ise bir yıl önce yayımlanmış olan Masumiyet Müzesi. Yaşım Füsun’a yakın. Aşkı tanımak için erken ama onu hissetmeye başlamak için tam zamanları. Üniversite çağı ve belirsizlikler… Hayatın seni nereye götüreceğini bilmemek ve o bilinmezliğin tuhaf çekiciliği. O yıllar Çukurcuma’da, Dalgıç Sokak’taki kırmızı binada bir hazırlık vardı. Yakında açılacak bir müze. Bir romanın müzesi.

Müze kelimesi bana hep geçmişin bugünde kendine yer açma çabası gibi gelir. Eşyalar için ayrılan bir mekân varsa, hatıralar için neden olmasın? Romanın eşyalarının sergileneceğini duyduğumda şaşırmıştım. Tarihsel nesneleri anlarım, peki ya kişisel tarihin kırıntıları? Bir toka, bir sigara izmariti, bir bardak… Bir aşk gerçekten vitrine konabilir miydi?









