Matt Haig: Depresyonun Eşiğinden Çok Satan Bir Yazara

20’li yaşlarında Haig’e intihara eğilimli majör depresyon, ağır anksiyete ve ayrılık kaygısı bozukluğu teşhisi konuyor. Hayatını sonlandırmak için kendini uçurumun kenarında bulduğunda bir dönüşüm hikayesi başlıyor ve Haig iyileşmeye ve yaşama tutunmaya karar veriyor. Tedaviye başladığında ilaçların işe yaramadığına inanan Haig ailesinin desteği ve verdiği çaba ile alkolü bırakıyor, okumaya yazmaya ve spora başlıyor. Matt Haig yıllar sonra yazdığı kitapta hissettiklerini bu cümlelerle tanımlıyor: “Hangi aptal buna ‘Göğsümde yarasalar yaşıyor ve hayli yer kaplıyor’ yerine ‘depresyon’ demiş?”

Tedavi sürecinde üç yıla yakın evden çıkamayan Haig geçimini sağlamak için kitap yazmaya başlıyor. Belki de Matt Haig’i bu kadar önemli bir yazar yapan yaşadığı bu depresyon süreci ve bu süreçten çıkardığı dersler. Bu süreç yaratıcı dili ile bir araya gelince okuyucuya inanılmaz bir haz vermiş ki İngiltere başta olmak üzere birçok ülkede kısa sürede tüm raflarda en çok satanlar arasına girmeyi başarmış durumda. Benim severek okuduğum, yazarın duygularını paylaştığım üç kitabını sizle paylaşmak istedim.








