Ayşe Ceren Solmaz: Fikir alışverişi çoğu zaman bir tartışma, sorgulama ve yeniden düşünme halinde gerçekleşti. Bu diyalog, belli temalara sıkışmadan, daha serbest bir alandı. Örneğin, mekânla kurduğum ilişki ya da malzeme bağlamında geliştirdiğim çalışmalarda, Serhat Kiraz’ın önerdiği kavramsal kırılmalar yeni yönler açtı. Benzer şekilde, onun yerleştirme pratiğinde kullandığı bazı metaforlar, üretim biçimimize yansıdı. Bu karşılıklı etkileşim, doğrudan ortak bir iş üretmekten ziyade, bir çeşit yankı odası gibi işledi. Her fikir bir sonraki adımda yeni bir çağrışım yarattı. Böylece işlerimiz arasında görünmez bağlar kuruldu. İzleyicinin bu bağları sezebileceği bir ortak hafıza alanı oluştu diyebilirim. Birlikte üretmek yalnızca içerik açısından değil, yöntemsel olarak da işlerimize yansıdı. Süreç odaklı, açık uçlu ve diyalog temelli bir üretim biçimi benimsedik.
Mehmet Akan: İki farklı sanatçı, iki farklı yerden ve kültürden gelip EXIT’te buluştuk. İlk başta “ortak bir iş için ne yapabiliriz?” diye oturup konuştuk. Öncelikle birbirimizi tanımaya zaman ayırdık, sonra da ikimizin de yapabileceği bir çalışma üzerine düşünmeye başladık. Mardin’in tarihi sokaklarını, farklı mekânlarını gezdik, orada ilham aradık. Bir sahafı gezerken eski bir kitapla karşılaştık ve o kitap üzerine düşünmeye başladık. “Bir kitabı plastik sanata nasıl dönüştürebiliriz?” sorusuyla yola çıktık ve sonunda bir enstalasyon çalışması ortaya çıktı. Sürecin sonunda ikimiz için de çok besleyici, farklı ve keyifli bir deneyim oldu.
Rıdvan Aşar: Handan Hocam’ın “yaratıcı süreç” adını verdiği bir atölye ve çalışma süreci geçirdik. Bu süre zarfında çocukluğumdan kalan ve benim için zorluklar yaşatan geçmişin, üzerimdeki etkisi üzerine olan bir “travma” durumu üzerine yoğunlaşarak sürecimizi geçirdiğimizi söyleyebilirim.