Medea Material: Medea’ya Postmodern Bir Dokunuş

Devlet Tiyatroları repertuvarında genel izleyici kitlesine göre seçilen klasik oyunları sıklıkla izlesek de felsefi açıdan güçlü, tiyatro sanatının farklı anlatım tekniklerini aynı potada eriten ve sanatın estetik gücünü de ortaya koyan yapımlarla nadiren karşılaşıyoruz. Medea Material bu noktada o boşluğu dolduracak ve eminim ki sezon içinde çokça konuşulup bolca ödüllendirilecek bir yapım. Mitoloji ve tarihin, anılar ve rüyaların iç içe geçtiği şiirsel bir dil kullanmasıyla bilinen, yaşadığı dönemde Brecht’ten Robert Wilson’a kadar pek çok ünlü simayla iş birliği yapmış bir sanatçı olan Heiner Müller’in 1982 tarihli Yağmalanmış Kıyı Medea–Material Arganotlu Manzara isimli üç bölümlü serisinden “Medea Material‘ın” ilk kez Türkçe sahnelenmesinin bu anlamda benzer işlerle karşılaşacağımızın önünü de açacağına yürekten inanıyorum. Ankara Devlet Tiyatrosu ve İstanbul Devlet Tiyatrosu ortaklığında sahneye taşınan oyunun rejisinde ise Ayşe Emel Mesci imzası bulunuyor.

Sanatçının doğrusal “dramatik” anlatıdan ziyade, çağrışım mantığına dayanan yoğun şiirsel dramaturji geleneğinin başlangıcını işaret eden tiyatrodaki çalışmalarının örneklerinden birine sahip Medea Material, Medea’yı bir karakter bağlamında sahneye taşımıyor. Yazarın bu noktada ilerlediği yol, onu bir “materyal” şeklinde ele almak olurken karakter, yapı, anlatı ve performans öğelerinde yarattığı bağlantılar ve karşıtlıklar sayesinde Medea miti üzerinden Batı uygarlığının yoğun bir sentezini gerçekleştiriyor. Bugün gerek siyasi gerekse sosyolojik açıdan önemli bir dönüşümün içinde bulunan ve sancılarını da çeken Batı uygarlığı ve Avrupa’yı irdelemek de oyun sayesinde daha sağlam bir zemine kavuşuyor.













