Mekan ve İnsan: Bağımlı Bir İlişkinin Tarafları

İçinde bulunduğumuz ortamların bize hissettirdikleri konusunda birçoğumuzun farkındalığı vardır sanıyorum. Bunun kısa vadede anlık hazzını (veya aksini) tatmış, uzun vadede yaşam tarzına veya iş anlamında performansa etkisini de tecrübe etmişizdir. Sizin için de öyleyse, mekan ve insan ilişkisini gözden geçirdiğim bu yazıda benimlesinizdir, değilse de katılabilir, farkındalığınızı artırabilirsiniz.

İtiraf etmeliyim ki pandemi döneminde ben de yaşadığım yeri uzun uzun sorguladım, artılarını, eksilerini değerlendirdim, ruh halime göre imkân dâhilinde ufak dokunuşlarla bu yerde değişiklikler yaptım. 3.5 metrekarelik balkonumuzda yazlıktaymışçasına bir yaz geçirdik. Sadece market alışverişine izin verilen kısıtlı saatlerde köklü mahallemin manavını, kasabını, çiçekçisini, yufkacısını, fırınını dolaşıp, tekerlekli pazar arabamızı, sosyalleşerek doldurduk, bol bol parklarının keyfini sürüp, örtüler serip, piknikler yaptık. Günün neredeyse tamamını balkonlarda ya da açık camların arkasında geçiren sokak sakinleriyle birbirimize hiç bu kadar aşina olmamıştık. Camdan cama hal hatır sorar hale geldik. Gün oldu bayraklar astık, hep birlikte coşkulu marşlar söyledik. Kısaca pandemi bize yaşadığımız mekânların hakkını vermeyi öğretti. Ben de bunun üzerinde biraz düşünüp, mekânın zihinsel ve ruhsal etkisinin neden kaynaklandığını biraz araştırınca bakın neler çıktı ortaya.











