Memoir of a Snail: Kabuğundan Çıkmak Üzerine Bir Film

“En kötü kafesler, kendi kendimizi içine hapsettiklerimizmiş.” Salyangozlar. Evlerini sırtlarında taşıyan, minik, sevimli canlılar. Bize onlarla ilgili öğretilen tek bilgi buydu. Küçükken salyangozlar tıpkı Grace gibi bana da fazlasıyla sevimli gelirlerdi ancak şimdi düşündüğümde belki de evini sonsuza dek sırtında taşımak çok da sevimli bir duygu değildir. Evet Memoir of a Snail filminden söz ediyorum. Stop-motion film yapımcısı Adam Elliott’un son filmi Memoir of a Snail yetişkinler için (burası önemli) animasyonlu bir trajikomedi olarak kabuğundan çıkmaya çalışan bir kadının hikayesini anlatıyor.

Grace kendisini çok sevdiği salyangozlarla çevrili odasına, evine hapsetmiş bir istifçi. Bir salyangoz olmasa da kendi kabuğunu kendisini yaratmış. Hatta saplarının ucunda iki küçük göz olan örgü bir şapka bile takıyor. Tabi ki her zaman kendisini kabuğuna hapsetmiş bir salyangoz değildi. “Çocukluk sarhoş olmak gibidir, senin dışında herkes ne yaptığını hatırlar.” Onun söylemine göre eskiden bardağın yarısını dolu görür ve her işte bir hayır vardır dermiş ancak bir gün bardağı kırılmış…











