Bir Korku Filmi Olarak Ayrılık: Midsommar

Geçtiğimiz yıl, ilk filmi Hereditary ile çok iyi bir çıkış yakalayan yönetmen Ari Aster, arayı hiç açmadan ikinci filmini çekti: Kuzey İsveç’in komün yaşam süren ve yaz dönümünü tuhaf ve sınırları zorlayan ritüellerle kutlayan bir topluluğu ziyaret eden bir grup Amerikalı gencin yaşadıklarını anlatan Midsommar. Midsommar, tamamen gün ışığında geçmesine rağmen korku ve gerilimi sonuna kadar yaşatan, yer yer esprili ve komik olmasına rağmen beklenmedik anlarda grotesk görüntülerle şoka uğratan bir film. Yönetmen Ari Aster’in deyimiyle ise sadece bir ayrılığın filmi…

2018’in en iyi korku filmlerinden olan Hereditary, mitolojiden, ailevi bir kabustan ve kalıtsal bir lanetten besleniyordu. Tüyler ürperten sahneleri, aynı aileye mensup karakterlerin arasındaki dinamiklerden kaynaklanan gerilimi, şok edici sağ gösterip sol vuruşları ve tabii başta Toni Collette olmak üzere kusursuz performanslarıyla Hereditary sayesinde yönetmen Ari Aster de, ilk filmiyle çok şey başarmış yönetmenler arasında yerini almıştı. Üstelik yönetmen yeni filmi Midsommar ile ilgili bir röportajında çektiği ilk korku filminin Midsommar olduğunu söylüyor, Hereditary‘i bir aile dramı olarak tanımlıyordu. İlk filmiyle çok iyi eleştiriler almış, ilk filmiyle çok şey başarmış tüm yönetmenlerin en zorlu sınavı ikinci filmleridir. Yıllar yılı biriktirdikleri tüm malzemeyi o ilk filmde tükettikleri ve beklentiyi yükselttikleri için çoğu ikinci filmleriyle izleyicisini hayal kırıklığına uğratır. Ari Aster‘in en büyük başarısı, aradan yalnızca bir yıl geçmiş olmasına rağmen Midsommar‘ı en az öncülü kadar, hatta belki ondan daha iyi bir film yapmayı başarması. Ve bu kez, çektiği ilk korku filmi olduğunu söylüyor ama Midsommar‘ın her şeyden önce bir ayrılık filmi olduğunu da ekliyor.












