Misafirhane
İnsan kısmı bir misafirhane,
Her sabah yeni birisi gelir.
Bir sevinç, bir bunalım, bir zalimlik,
Aniden farkına varmak bir şeyin,
Hepsi beklenmedik misafir.
Hepsini karşılayıp eyle!
Evini vahşetle süpürüp,
Bütün mobilyalarını boşaltan
Bir kederler kalabalığı bile gelse.
Her geleni alnının akıyla misafir et.
Olur ki yeni bir zevk getirmek için
Boşalttılar evini.
Karanlık düşünce, utanç ve garez,
Hepsini gülerek karşıla kapıda
Ve buyur et içeri.
Minnettar ol her gelene
Kim gelirse gelsin.
Çünkü bunların her birisi
Öte taraftan bir kılavuz
Olarak gönderildi.
Mevlâna Celaleddin Rumi
Düşünce kalıplarımız ve davranış modellerimizi değiştirmek aslında ütopik bir yaklaşım olarak görülmemeli. Sadece biraz pratik yapmak gerekir. Başımıza gelen olaylara tutumumuzu değiştirdiğimiz vakit zihnin döngüsünü de kırmış oluruz. Bu kabul odaklı bir pratik ve deneyimle olur. İç dünyamızda yaşanan fırtınaları dışardan yargısız ve tarafsız bir gözle gözlemlediğimiz zaman, yaşadığımız deneyimle aramızda bir mesafe oluşur. Böylece yaşadığımız her ne ise, daha açık ve yargısız kalabiliriz. Hatta ne kadar zorlayıcı bir deneyim olursa olsun onunla barışabiliriz.
Carl Jung der ki, “Direndiğiniz şey sadece kalıcı olmakla kalmaz, aynı zamanda boyut olarak da büyüyecektir.” Bir şeye ne kadar şiddetle karşı gelirsek, o kadar kalıcı hale getiririz. O da kendisini ısrarla var etmeye devam eder.
Yaratıcılığımızın merkezi olan ön lob beynimizin %40’ını oluşturur. Aynı şekilde bilincimiz de burada yer alır. Ön lob farklı nöron bağlarını yönetir, tıpkı bir orkestra şefi gibi. Zihne bir nevi harekete geçmiş beyin de diyebiliriz. Geçmişte edindiğimiz bilgiler ve tecrübelerle yeni bilgilerimizi ve düşüncelerimizi birleştiririz. Düşüncelerimizle şimdiki zamanı ve gelecekteki gerçekliği deneyimleriz. Bir deneyimin oluşturduğu son ürün ise his veya duygu olarak tanımlanır. Böylece beden gelecekteki o gerçeklikte yaşadığına inanır. Zaman içerisinde bunu sık sık yaparsak, farkında olmadan beyinde yeni bağlantılar oluştururuz. Böylece beyin bu düşüncelerin çoktan yaşanmış olduğuna inanır. Eğer düşüncelerimizin sağlığımız veya kaderimizle bir ilgisi varsa, aynı şekilde düşünmeye devam ettiğimiz müddetçe beyin bunu gerçekleştirmeye çalışır.