Minimalist ve Sofistike: Pandora Signature Koleksiyonu

Takvimler 1959’u gösteriyor. New York sokaklarında yürüyoruz. Her şey olabildiğince “maksi” ve deyim yerindeyse şaşaalı. Museum of Modern Art’a giriyoruz, o da ne? Minimalizm akımının öncülerinden ressam Frank Stella’nın simsiyah bir eseri ile karşılaşıyoruz. O zamana kadar sanat olarak bildiklerimizden çok farklı, sade, geometrik ve oldukça derinlikli. Minimalizm o günden itibaren ele geçiriyor bizi. İyi ki. Çünkü minimalizm etkisiyle tasarlanmış her şeyde artık yalnızca sanatçının işçiliğini değil, hislerimizi ve düşüncelerimizi de görebilmeye başlıyoruz. Çok geçmeden mobilyalar, mimari, moda ve hatta yaşam da sadeleşmeye başlıyor. “Sessiz lüks” minimalizm sayesinde doğuyor. Bugün bu akımın mücevher halini tanıtmak istiyoruz size. Karşınızda sanatı her gün yanımızda taşıyabileceğimiz formuna, mücevherler aracılığıyla kavuşturan Pandora’nın yeni koleksiyonu Signature.

Mondrian’ın geometrik ve minimalist eserlerini düşünelim. Bir tanesi evimizde olsa, ondan hayat boyu asla sıkılmazdık değil mi? Bizce sebebi paha biçilemez olması değil. Ona her baktığımızda başka düşünceler beslememize, hayal kurmamıza alan açan sadelikte olması. Pandora’nın Signature koleksiyonunu gördüğümüz anda da tam olarak böyle hissettik: “Bu koleksiyonun hiçbir parçasından asla sıkılmam. Gece, gündüz, şık bir davette veya sporda. Hep takabilirim ve kim olduğumu tanımlayan bir sembol edinmiş olurum.”











