Moda Yargıları: Tersine Snobluk ve Sinsi Cinsiyetçilik

Hiçbir zaman çok ‘fashion forward’ olmadım, bu alanda mecburen sık kullanılan “trend” sözcüğünden zerre hazzetmem ama modaya her zaman ilgi duydum. Samimi bir şekilde, modanın kişinin kendini ifade etmesiyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Bu noktada lükslerin ve ayrıcalıkların öne çıktığının son derece farkındayım ama modanın sanıldığından çok daha erişilebilir olduğunu ve moda tarihinin ekonomiden, politikaya, psikolojiden sosyolojiye birçok alanla iç içe olduğunu da biliyorum. Bu yüzden bugün biraz modaya bakışımızı mercek altına almak istedim.

Modanın Kanunları
Beni tanıyan insanlar bilir ki 15 yaşından beri param olsun olmasın her ay Vogue alırım ve diğer insanlarda gözlemlediğimin aksine yazıları (beğendiklerimi) köküne kadar da okurum. Birkaç yıl öncesine kadar param olduğunda başka edisyonlarını da alırdım (yükselen kurlarla birlikte kaybettiğim gelirim için bir dakikalık saygı duruşu). Vogue Mayıs sayısında ise Anıl Atalan’ın “Moda Kanunları” başlıklı yazısı beni başka insanlara saçma gelecek derecede heyecanlandırdı. Çünkü yazı, Standford Üniveritesi’nde İnsan Hakları ve Çalışma Hukuku üzerine eğitim veren Prof. Richard Thompson Ford ile yeni kitabı “Dress Codes: How the Laws of Fashion Made History”den yola çıkarak modaya dair az konuşulanları içeren bir röportaj niteliğindeydi. Modayla ilgili yazan bir hukuk profesörü: #relatable.











