"Monoblok" Sandalye: Babaannenizin Balkonundan Tasarım Müzelerine

Babaannenizin balkonunda, köşedeki bakkalın önünde, bir çay bahçesinde hatta komşunuzun evinde bulabileceğiniz çok klasik ama bir o kadar nefret edilen bir nesneden bahsediyorum size: Plastik, beyaz sandalye! Muhtemelen dünya barışına en çok yaklaştığımız anlardan biri, tüm milletlerin ortak değerlerinden biri olan bu nostaljik sandalyeler olmalı; zira tüm dünyanın da son zamanlarda ortaklaşa konuştuğu tasarımlardan biri. Durduk yere sosyal medyada karşımıza çıkmaya başlayan bu sandalyenin izini sürerken, görsel sanatçı HouHou‘nun iki hafta önce paylaştığı sanatsal işlerden tasarım müzelerine kadar ilham verdiği çok fazla nokta olduğunu gördüm!

Tasarım okurken bazen düşünüyordum, “Neden bu kadar banal/sıkıcı ürünler çok popüler ki?” diye… İşin insani yanının “bir ürünün popüler olması için estetik açıdan tatmin edici olmasından ziyade, başka ihtiyaçlara da cevap vermesi gerektiği” olduğunu henüz bilmiyordum. Mesela tasarımın temel prensipleri olarak değerlendirdiğimiz birtakım kriterler var. “Monoblok” (yani tek parça) olarak geçen bu sandalyenin bir dünya değeri haline gelmesinin sebeplerinden biri ise, üretildiği yıldan bu yana değişmeden kullanılabilecek ve tasarımın temel prensiplerinden cevap veren ürünlerden biri olması aslında: Bir problemi çözüyor, çok kullanışlı, süre bazında devamı getirilebilir, zamanın getirdiği trend akımlarına karşı koyabilen, teknik uygulanılabilirliği çok kolay ve az maliyetli. Daha ne olsun (mu, acaba sorumuz)?















