theMagger.com'a kayıt olduğunuzda,
• theMagger’a keşiflerinizle katkıda bulunarak, yazar olup dilediğiniz konuda yazılarınızı yayınlayabilir ve kendi blog sayfanızı oluşturabilirsiniz,
• Yazılarını kaçırmak istemediğiniz yazarları, sevdiğiniz kategorileri ve ilginizi çeken etiketleri takip edebilirsiniz,
• Takip ettiğiniz yazar, kategori, etiket ve okuduğunuz yazılara göre size özel ana sayfa akışınızı oluşturabilirsiniz,
• İlginizi çeken yazıları sonra okumak için kaydedebilirsiniz,
• Yakınımdakiler bölümünden çevrenizdeki mekanlarla ilgili theMagger.com'da yazılmış yazıları görebilirsiniz,
• Yazılara yorum yaparak merak ettiklerinizi yazara sorabilir; fikirlerinizi yazar ve okurlarla paylaşabilirsiniz,
Bizimle birlikte pek keyifli bir keşif yolculuğuna çıkacağınızdan emin olabilirsiniz. Şimdiden hoş geldiniz!
teşekkür ederim... maalesef gerçek olmamasını çok isterdim. Bazen uyanıp kabus zannediyorum ama sonra gerçek olduğunun farkına varıyorum.
Ben ziyaretimden sonra Türkiye'nin gastronomi merkezinin Gaziantep değil Antakya olduğuna kanaat getirmiştim.
teşekkür ederim
Kendine Mal Etme bir 'desconstruction', bir yapı bozum; geleneksel sanat eğilimlerine karşı bir baş kaldırı bence. Bu anlamda da bir anti-sanat hareketi olarak da değerlendirilebilir bence. Duchamp ilk ve en etki yaratan örneği. Andy Warhol ise resim alanında tabiri caizse işin suyunu çıkarıyor. Marlyin, Cola, Elvis yapıtları bugün sanat tarihinin en önemli yapıtları kabul ediliyor ki sıkı bir Warhol karşıtı olarak buna kesinlikle katılmıyorum. Picasso ise müzikteki çeşitlemeler gibi. Nasıl müzikte bir besteci bir başka bestecinin çok bilinen bir melodisi alıp ondan çeşitlemeler yapıyorsa resim ve diğer görsel sanatlarda da bu yapılabilir. Mona Lisa muhtemelen bunun en çok yapıldığı tablo muhtemelen. Picasso Klimt (Öpücük) ve Goya (3 Mayıs 1808) gibi çeşitlemeler de yapıyor. Uzun ve dağınık yazdım ama sonuç olarak bence telif hakları ile ilgili bir durum değil; bir sanat hareketi ama masum değil aksine geleneksel sanata ve kanon yapıtlara yönelik bir karşıt hareket. Bu yapıtların şöyle bir katkısı oluyor: 1. Duchamp gibi entelektüel tartışmaları kışkırtıyor, sanat nedir sanat yapıtı nedir gibi konuları, özellikle de modernite bağlamında tartıştıyor. 2. O yapıtları bilmeyen, özellikle de genç kuşaklara klasiklerin ve kanonların tanıtılmasına olanak vermeleri. Elinize sağlık... ilginç bir konuyu gündeme getirmişsiniz.
Öncelikle listedeki tüm filmleri seyretmiş olmama şaşırdım. Bir de ben filmlerde genelde kötü adamı tutarım ama hala Summer nefretim yok olmamış
Son ofisim Fatih'te olduğu için Haliç, Karaköy, Balat, Karaköy taraflarındaki güneş batımlarına çok şahit oldum. Benim için Haliç'in yeri başka ve elbette hemen aklıma Moğollar'ın en müthiş parçalarından biri olan 'Haliç'te Gün Batımı Geliyor'...
Ooo eski dostlar geri geliyor... Belle&Sebastian ki canlı seyrette şansını elde ettiğim ender gruplardan biridir, bence çok albüm yapıyor. Her albümde de iki şarkı mükemmel oluyor. Sanırım yeni albümleri de aynı geleneğe devam ediyor. Bir de tabi Ladytron, açıkcası merak ettim son albümlerini. Bir de yıllardır dinlemediğim Camera Obscura da yazınızda geçmiş; yeniden bir anımsamak istedim müziklerini.. sevgiler
Açıkcası Güney Amerika ve Asya deneyimim hiç yok şayet Ortadoğu'yu saymazsak. Nisan'da Singapur'a gideceğim; ilk Asya deneyimim olacak. Orta ve Güney Amerika'ya da hiç gitmedim ama genel olarak Arjantin'i ve Buenos Aires'i beğenen çok.
Hasan Bey selamlar.. Ülke olarak sıralamam gerekirse öncelikle benim için dünyanın en güzel ülkesi İtalyadır. Sonra da İspanya gelir. Daha önce de bana sorulan bir sorudur: İlk yurtdışı seyahatimizi nereye yapalım? Bu konuda da net bir cevabım var: İtalya ve Roma. Sonrasında da herkes gibi Paris'e gidip beğenmeyin
Sonrasında da Londra derim. Yazımda da sözünü etmeye çalıştım. Ben sanat, kültür ve şehir insanıyım. Örneğin Norveç'e gittim ve önceliğim kuzey ışıkları değil dünyanın en kapsamlı Edvard Munch koleksiyonuna sahip Munch ve Nasjonalmuseet müzeleri oldu. Çöle bayağı yakın bir yerde yaşadığım için bence güvenli ve iyi bir çöl deneyimi Dubai'de ve BAE'deki çöllerde yaşanır. Safariye ise ben gitmedim; çok ilgimi çeken bir konu değil. Eşim gitti; onun deneyimlerinden hareketle Güney Afrika'dan ziyade Kenya ve Tanzanya'dakilerin daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Serengeti bana fazla turistik gibi geliyor. Tabi gitmediğim bir yer hakkında da fazla bir şey söylemek istemem. Umarım yardımcı olmuşumdur... 
Day day pastahanesini görünce bir anda Kapalıçarşı'yı ve etrafını ne kadar özlediğimi farkettim. Gerçekten bir hüzün çöktü içime şu anda :((