NY Diye Yazılır, New York, New York Diye Okunur!

Sonunda meşhur “Büyük Elma”dan ben de bir ısırık aldım. Kabul edelim ki New York, turistik bir pazarlama harikası, başlıbaşına bir popüler kültür öğesi. Elbette tüm o turistik dünyanın yanında şehrin bir o kadar da kendine has bir yaşam ritmi var. Tabii ki New York gibi bir Jungle için on gün herşeyi deneyimlemeye ve anlatmaya yetmiyor ama yine de size NY’un benim için EN’lerinden bahsedebilirim.
En Enteresan Mekan:
Hiç bilmediğiniz bir şehirde tanıdıklarınızın olması büyük şans. Çünkü onlar şehrin en turistik olmayan ve gizli kalmış yerlerini bilirler ve sizi de zevkle götürürler. Bir süre önce evlenip NY’a yerleşen bir arkadaşım sizi Please Don’t Tell adlı gizli bir bara götürelim dediğinde barın kelimenin gerçek anlamıyla gizli olduğunu hiç düşünmemiştik. East Village Bölgesi, St Marks Sokak, 113 numarada bulunan barın kendi girişi ve tabelası yok. Bara giriş yandaki Crif Dogs adlı fastfoodcunun içindeki önünde ankesörlü telefon kabini olan gizli kapıdan. Hadi barı buldunuz giriş de hiç kolay değil. Önceden telefonla arayıp rezervasyon yapmanız değil resmen randevu almanız gerekiyor. Çünkü herkesin bir giriş saati var. Barda istediğiniz kadar kalamıyorsunuz size verilen saatte kapıda olup ankesörlü telefondan arıyor ve geldiğinizi söylüyorsunuz. Peki tüm bu çılgın uğraş sonrası bar çok mu matah? Hayır değil ama içeri girmesi bile başlıbaşına bir macera. Burası yapılan yorumlara göre kokteylleri ile ünlüymüş diye biz de çeşit çeşit kokteyl denedik. Gerçekten güzellerdi. Ayrıca acıkırsanız barın garsonuna mekanın komşusu fastfoodçudan da bir şeyler sipariş verebiliyorsunuz.
















