Brooklyn’de şehrin gelişmekte olan hip mahallesi Williamsburg ve komşusu Greenpoint mutlaka rotanızda yer almalı. Bu iki semtte sokakları gezerken duvarlarda sokak sanatlarına rastlayabilir, lezzet anlamında sizi tatmin edecek birçok mekanda tadım yapabilir, Manhattan üzerinde günbatımını seyretmek için bir rooftop’a uğrayabilirsiniz. Manhattan’ın kalabalık, gökdelenli ve rengarenk ışıltılı caddelerinde yürümek ayrı bir dünya ama ben Brooklyn tarafında Wiiliamsburg’da alçak binaların arasında capcanlı, adımbaşı ilgi çekici dükkanların ve mekanların olduğu Bedford Avenue’da yürürken çok keyif aldım. Greenpoint bölgesinde deniz kıyısında yer alan bazı bölgeler Manhattan’ı fotoğraflamak için çok ideal. Bunlardan bir tanesi de Grenpoint’te yer alan Transmitter Park’ta yer alan iskele. Bu iskele üzerinden karşı kıyıyı fotoğraflayabilirsiniz.
Bunun dışında Brooklyn ve Manhattan köprülerinin ayaklarının arasında kalan bölgeye Dumbo deniliyor. Köprüleri ve karşı kıyıyı fotoğraflamak için güzel bir muhit. Brooklyn Köprüsü (ve hemen yanında yer alan Manhattan Köprüsü) Manhattan yarımadasının en güneyi ile Brooklyn’ı birbirine bağlıyor. Köprü 1880li yıllarda yapılmış ve görsel anlamda muhteşem. Köprüyü hem Dumbo’dan fotoğraflamak hem de üzerinden geçmek oldukça güzel bir deneyim. Manhattan’daki Central Park’ı bilmeyen zaten yoktur, mutlaka görülmesi gereken bir alan. Şehirdeki karmaşadan uzaklaşabileceğiniz, içerisinde insanların dinlenebildiği, spor yaptığı, huzur verici bir yer. Park oldukça büyük ve bu sebeple çoğu yerinde kafanızı kaldırıp baktığınızda, ya da sağınızda solunuzda bina yer almadığı için New York’un karmaşası yerine sakin bir şehirdeymişsiniz de, parkta vakit geçiriyormuşsunuz havası veriyor. New Yorklular burasını bu sebeple çok seviyor.
New York denince akla gelen birçok yeri barındıran Midtown Manhattan bölgesine ayrı bir paragraf açmak lazım. New York’un kalbi Times Meydanı, Empire State Binası, terasında Manhattan manzarasını izleyebileceğiniz Top of The Rock’ı barındıran ve Christmas’a yaklaşıldığında önünde dev Christmas Ağacı kurulan Rockefeller binası, New Yorkluların içerisinde vakit geçirmeyi sevdiği, birçok insanı otururken ve dinlenirken görebileceğiniz Bryant Park, dünyaca ünlü cadde 5th Avenue ve de Broadway müzikallerinin oynandığı tiyatrolar bu bölgede yer alıyor. Ayrıca, New York fotoğraflarının vazgeçilmez ikonlarından olan Love &Hope heykelleri 6th ve 7th Avenue üzerinde yer alıyor. Manhattan’da Times Meydanı’na yakın kalabalık caddelerde yürürken, kalabalıkların gökdelenlerin yanında ne kadar küçük olduğunu görünce, tüm egolardan sıyrılabilirsek aslında kapladığımız alanın ne kadar ufak olduğunu hissettim. Benzer hissi Milano’da Duomo’ya açılan caddelerdeki oldukça yüksek sütun ve tavanların altında yürürken hissetmiştim. Herkeste farklı olabilir ama bende bu his baskıdan ziyade rahatlama yaratıyor. Midtown Manhattan’da yer almasa da 5th Avenue üzerinde yer alan Flatiron Binası’nı da mutlaka gezinize dahil edin. Mimari açıdan ilgi çekici bir yapı olan bu bina, üçgen şeklinde ve üstten bakıldığında ütüye benzediği için Flatiron ismini almış.