Orta Avrupa Turu: Tur Şirketi ile Gezmenin Perde Arkası

Herhalde, neredeyse insanlık var olduğundan beri, çalışan çalışmayan herkes muhteşem bir tatilin hayalini kurmuştur. Bu tatillerin özü hiçbir şey yapmamayı kapsıyor olsa da, bazen yeni yerler görme ve keşfetme tutkusu galip gelebiliyor. Zamanımızı çalan işlerden kazandıklarımızla kendimize zaman yaratmaya çalışıyor ve takvimi önümüze koyarak bütün vakitleri değerlendiremezsek hayattan verim alamayacakmış paradoksunu sürdürüyoruz. Tam da bu hislerle cebelleşirken, gözümüz gezmeyle ilgili türlü detayın ayarlanmış olduğu tur şirketlerinin programlarına ve tarihi zenginliğiyle Orta Avrupa’ya ilişti. İlişmez olaydı…

Öncelikle Orta Avrupa’yı hakkını vererek gezmek için iyi bir seyahat planı yapmak gerekir. Gidilecek bölgenin tarihi zenginliğinin yanında kültürü, halkı, sanatı, bilimi, oradan çıkmış önemli insanları vb. gibi pek çok madde araştırılmalı ve bu bağlamda geziden beklentiye göre kalacak yer, konaklama süresi, yeme-içme, mekanlar, müze, sanat galerileri, konserler ve şehirler arası geçişler, araç kiralama ya da toplu taşıma ile ilgili parametreler ayarlanmalı. Elbette her şeyi bilmemiz ya da kontrol altına almamız mümkün değil, spontane olmak ve o anda öğrenilenlerle hareket etmek keyfi daha da artıracaktır. Bizim arkadaşımla bu konularla uğraşmaya enerjimiz ve vaktimiz olmadığı için kolaya kaçarak tura katılalım dedik. Kalan serbest zamanda da kendi başımıza şehirleri keşfedecek ve böylelikle kısa zamanda maksimum verim ile geziyi noktalayacaktık. Ancak tabii ki evdeki hesap çarşıya uymadı…













