Özsoy Operası: Cumhuriyet’in İlk Operası

Cumhuriyet’imizin 100. Yılını kutladığımız bu günlerde markaların hazırlattığı her filmde gözlerim doluyor, sanatçılarımızın hazırladığı her 100. Yıl marşında coşkulanıyorum. Bütün hafta boyunca sokaklarda kortejler hazırlayan okul öğrencilerini gördükçe umutlanıyorum. Sık sık Atatürk’ü ve dehasını düşünüyorum. Hayranlığım daha da artıyor. Bir ulusu bilime, modern dünyaya yaklaştıracak harf devrimini yapması, stratejik dehası, geometri kitabı yazması, sanattan, spordan,mimariden çok iyi derecede anlaması her düşündüğümde bir kez daha içimde büyük bir sevgi uyanmasına sebep oluyor. Atatürk’ün operaya verdiği önemi düşünürken sahip olduğu vizyona gıpta ediyorum. 1913’te Sofya’da Verdi’nin “Aida” operasını izledikten sonra “Balkan Savaşı’nda neden yenildiğimizi şimdi anlıyorum; çünkü Bulgarların opera binaları var. Ses sanatkarları, müzisyenleri, dekoratörleri, hepsi var.” sözü ile bir gün kendi yurdunda da operaları kurma hayalini yıllar sonra gerçekleştirdiği Özsoy Operası’nı hatırlamak ve hatırlatmak istiyorum.

Mustafa Kemal Atatürk’ün henüz Sofya’da görev yapan bir Osmanlı askeriyken bir gün kendi vatanında da opera sahnelenmesi hayali 21 yıl sonra türlü cefalar çekildikten sonra gerçekleşebilmiştir. Atatürk tarafından Osmanlı’nın Belgrad savaşını kaybetmesini sanattan yoksun olunmasına bağlaması ise üzerine uzun uzun düşünülmesi gereken bir kavramdır diye düşünüyorum. Askeri strateji üretmek, geniş açıdan düşünebilmek ve büyük resmi görebilmek için Mustafa Kemal Atatürk sanatın ne kadar önemli olduğunu düşünüyordu kuşkusuz.











