Peter Handke: Tartışmalı Bir Nobel Ödülü Sahibi

Edebiyat tarihine baktığımızda faşizm ve aşırı sağ radikalizm ile yazarlar arasındaki ilişkinin yoğun olduğunu görebiliriz. Bazı çok büyük yazarların -Hamsun, Celine, Mishima ilk akla gelenler- birer faşizm, Nazizm ve anti-semitizm destekçisi olduğu bilinen bir gerçek. Bu politik tavırları onların birer edebi deha, büyük yazar olmalarını değiştirmiyor ama kişiliklerinin ahlaki olarak tartışılmasını da engellemiyor. Fransa’da çok tartışılan Celine hakkında bir film yapan yönetmen Emmanuel Bourdieu’nun da dediği gibi bir sanatçının kişiliğindeki paradoks ‘bir tarafta bir edebi deha öte yandan nefret, en ilkel ve kaba öfkeyle dolu vulgar bir adam’ tüm bu tartışmaları körüklüyor.

John Berger, sanat tarihinin en tartışmalı, aykırı, kapsamlı ve ilgi çekici biyografik çalışmalardan biri olan ‘The Success and Failure of Picasso’ (Picasso’nun Başarısı ve Başarısızlığı) başlıklı kitabında bir sanatçının sanatı, politik ve toplumsal bağlamı ile birlikte kişiliği arasındaki ilişkiyi derinlikli bir şekilde analiz etmeye çalışır. Picasso gibi büyük bir deha üzerine yazmak gibi cesur bir işe girişen Berger’in yapıtını okurken o dönemde tam anlamıyla bir fırtına estiren #MeToo hareketi kapsamında Picasso’yu düşünmüştüm. Picasso yaşasa muhtemelen bu hareketten nasibi alırdı ve Germaine Pichot, Madeleine, Fernande Olivier, Eva Gouel, Gaby Depeyre, Emilienne Geslot, Irena Lagut, Olga Khoklova, Sara Murphy, Marie-Therese Walter, Dora Maar, Francoise Gilot, Jacqueline Roque, Sylvette David ile birlikte adını bilemediğimiz ‘Me Too’ diyecek farklı kadınlar çıkıp Picasso ile ilişkileri hakkında kamuoyuna açıklamalar yapardı. Nitekim bunlar arasında en cesur olanı Francoise Gilot Picasso’yu terk etti ve onunla geçirdiği yılları ‘Life with Picasso’ başlıklı bir otobiyografik kitapla anlattı. Meraklısı bu kitaptan esinlenerek James Ivory’nun yönettiği ve Picasso’yu Anthony Hopkins’in canlandırdığı ‘Surviving Picasso’ filmini seyredebilir. Picasso’nun veya diğer dahi ressamların, örneğin Klimt’in, Schiele’nin kadınlarla ilişkileri üzerinde çok yazılmış ilgi çekici bir konu ama ben konuyu dağıtmadan bu yazının ana konusuna geleyim.










