Poor Things: Yorgos Lanthimos'dan Viktoryen Bir Atılım

Yorgos Lanthimos hiç şüphesiz sinemanın ilgi çeken isimlerinin başında geliyor. Sıradışı konuları filmlerinde işleyen Lanthimos filmlerinin seveni de mesafeli olanı da çok. Lanthimos nevi şahsına münhasır bir tarz yakalamış ve filmlerine de bu kendine has tarzını yansıtmış bir yönetmen. Duygusuz ve tuhaf karakterler, kuru diyaloglar, sakin ve durağan sahnelerin peşinden gelen rahatsız edici gerilimler, distopik dünyalar, insan doğasının anomalileri… Bu bağlamda Lanthimos’u toplumsal normları, aile yapısını ve insan ilişkilerini kara mizahla harmanlayan absürt filmlerin yönetmeni olarak tanımlasak pek de yanlış olmaz. Şimdi de yeni bir projesi üzerinden radarımıza giriyor: Poor Things.

Lanthimos’un ne kadar sıradışı bir yönetmen olduğunun idrakına varmak için 2009 yapımı olan filmi “Dogtooth”u izlemek yerinde bir bağlangıç olabilir. Cannes’da Altın Palmiye kazanmış olan “Dogtooth”un ardından gelen “The Lobster”(2015), “The Killing of a Sacred Deer” (2017) ve “The Favorite” (2018) onun uluslararası izleyici kitlesi tarafından tanınmasına yardımcı olmuştur. “The Lobster” ilişkilerin toplumsal bir metazori haline geldiği distopik bir geleceği konu alması bakımından dikkat çekicidir ve kariyeri açısından önemlidir.










