Prof. Dr. Hüsamettin Kocan ile: Hüsame Köklü Kadın Eğitim Merkezi Üzerine

Eğitim ve sanatın birer mucize, birer sihir olduğuna inanmışımdır hep. Tüm insanlığın temel hakları olarak gördüğüm bu iki güç, bireylerin hem iç dünyasını dönüştürüp geliştirme hem de yaşadığı coğrafyanın kaderini değiştirme potansiyeline sahip. “Coğrafya kaderdir.” lafına inanır mısınız bilmem ama çok üzücü olsa da gelişen teknolojiye ve çağın ilerlemesine rağmen hâlâ doğduğu coğrafya yüzünden bu temel haklardan mahrum olan bireylerin olması toplumsal eşitsizliğin her geçen gün daha da derinleştiğini, “Coğrafya kaderdir.” tezini acı da olsa doğrular nitelikte. Hayata şöyle bir baktığımızda, birçok bölge –özellikle çoğu ırak ve unutulmuş diyarlar– adeta bir hiçliğin ortasında, kendi kaderine terk edilmiş durumda.

Tarih boyunca, toplumsal eşitsizliklerin, özellikle toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin daha çok olduğu, kaynakların tükenme noktasına geldiği ve yoksulluğun derinleştiği ırak bölgeler, kaderlerini her zaman eğitim, bilim ve sanatın aydınlatıcı gücüyle yenmeyi başardılar; karanlık, aydınlıktan hep korkmuştur ya, bu nedenle eğitim ve sanat, kör karanlıkların en büyük düşmanı olmuş. Bununla birlikte çok şükür ki bugün toplumsal eşitsizlikle mücadele eden, “Coğrafya kader olamaz, olmamalı.” diyen; bu adaletsizliğin ancak eğitim ve sanatın ışığıyla ortadan kalkacağına inanan, bilim ve sanatın aydınlığını dezavantajlı coğrafyalara ulaştırmaya çalışarak toplumsal eşitlik ve cinsiyet eşitliği yaratmayı hedefleyen bireylerin, yürekli toplum gönüllülerinin ve bu çabalara destek veren kurumların sayısının giderek artığını görmek, hepimiz için gerçek bir umut ışığı. Fikrimce, onlar cesaretleri ve diğerkâmlıklarıyla unutulmuş diyarların ilham veren kahramanları, bu coğrafyaların zorlu şartlarına meydan okuyarak, kaderlerine terk edilmelerine gönülleri razı gelmeyen çağımızın gerçek halk kahramanları.













