Retinol: Cilt Bakım Rutinlerinin Yükselen Trendi

Birkaç yıl önce yalnızca C vitaminin bakım ve güzellik trendlerinin ‘zeitgeist’ını oluşturduğu dönemi hatırlar mısınız? Cilt bakımının günlük rutinlerimizin vazgeçilmezi haline gelişiyle birlikte artık kelime dağarcığımız çok daha geniş ve rutinlerimizde birbirinden farklı pek çok içerik kullanıyoruz. Asitler, niacinamide, seramid, peptit, vitaminler… Son zamanlarda ise keşfedilenler sayfalarımızı dolduran o içerik retinol oldu. Pürüzsüz, eşit tonda, sivilcesiz ve çizgisiz bir cilt elde etmek için cilt bakımı rutinlerimizin süper güçlü bileşenlerden biri olduğunu destekleyen onlarca araştırma olan retinolü hemen rutinlerimize ekledik. Bununla birlikte cilt bakımı ve özellikle de retinol gibi içerikleri kullanmak bazı detaylara hakim olmayı gerektiriyor. Biz de tam bu yüzden, güncel güzellik literatürünün en bilindik aşamalarından olan retinolü mercek altına almak istedik.

En Basit Anlamıyla, Retinol Nedir?
Bir saniyeliğine kimya derslerimize geri dönersek; Retinol, A vitamininin farklı bir formu olan ve retinoid olarak da bilinen, yağda çözünebilen bir bileşik. Kozmetikteki kullanım alanı ise; cildin orta tabakasındaki serbest radikalleri* nötralize etmeye yardımcı oluyor. Yani cilt hücrelerinin yenilenmesini hızlandırarak onarımını sağlayan ve cildin daha genç ve sağlıklı görünmesine yardımcı olan bir içerik. Özetle, ciltteki ince çizgileri ve kırışıklıkları azaltırken, lekelerin ve renk pigmentasyonunun düzeltilmesine yardımcı oluyor. Ayrıca, gözenekleri temizler, cilt tonunu eşitler ve genel bir gençlik etkisi sağlıyor. Diğer asitler cildin üst tabakasına etki ederken, retinol cildin orta tabakası olan dermise yönelik çalışıyor.













