Ruh Sağlığı: Düşüşler de İyileşmenin Bir Parçası

Son zamanların üzerinde en çok konuşulan konularından biri; ruh sağlığı. Gittiğiniz herhangi bir kitapçıda çok satanlar bölümüne gidip bakın; en az üç kitabın mutlaka “psikoloji”, “kişisel gelişim” ya da daha korkuncu “yaşam koçluğu” üzerine olduğunu görebilirsiniz. Yoga, ses meditasyonu, doğaya dönüş kampları, palo santolar, uzak doğu öğretileri, sanat terapileri ve daha bir sürü başka şey. Hep birlikte tam olarak ne olduğunu da bilmediğimiz bir “şifa” nın peşindeyiz. Ancak asıl problem bu kadar çok ve çeşitli uyaran içinden hangilerinin gerçekçi çözümler önerdiğini, hangilerinin ise kapitalist bir araç olmaktan öteye gidemediğini tespit etmekte.
Kadıköy’de sulu bira içip, “90’lardan sonra film yapılmadı abi yaa…” diyen ortalama bir hipster gibi Fight Club alıntısı yaptığım için çok özür dilerim ama Chuch Palahniuk; “Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız…Bir amacımız yok; ne büyük savaş ne de büyük bir buhran yaşadık…Bizim savaşımız ruhani savaş… Ve bunalımımız kendi hayatlarımız…” diye yazarken sanırım çok da haksız değildi. “Millenial” adlandırılan insan grubu olarak bunalım içinde olduğumuz açık. Kullandığımız mizah dilinin genel olarak yetersizlikler ve depresyon üzerine yapılan şakalar olmasından sıklıkla psikolojik ve karanık ögeler içeren art-house filmlerden hoşlanmamıza kadar bu duruma işaret eden pek çok alışkanlığımız var. Burada asıl soru ise; neden hep birlikte bu hisleri yaşadığımız.














