
Yemeklerin lezzetinden önce menüden bahsetmek lazım. Çünkü burayı Rumelihisarı sahil boyundaki diğer café ve restoranlardan ayıran özellik menüsündeki yemeklerin özgünlüğü; yemeklere Aslı New York‘ta, Alper Amsterdam‘da, Beril (Ben Hep Burdayım) gibi işletmecinin gizemini çözemediğimiz yakınlarının isimlerini vermesinden geliyor. Nar’a gitmeden önce bir şeyler atıştırdığımızdan, aslında bir nevi brunch olmuştu bu bizim için. Menüden seçtiğimiz zengin içerikli bir kahvaltı tabağını ortaya isteyip, paylaşmaya karar verdik. Paylaştık dediğime bakmayın ama. Bir servisin içinde barındırdığı çeşit çeşit meyveler, ağızda dağılan pankekler, karamel soslar o denli büyük ve doyurucuydu ki iki kişi bile aynı tabakla tıka basa doyduk diyebilirim. Alışılmışın aksine tulum peynir, dana jambon, parmak patatesin yanına nazikçe eşlik eden waffle hamuru, narenciye reçeli, kimyonlu gouda ve emmental hayli egzotik bir tat katıyordu.
