Ziyaretçileri o dönemde bir zaman yolculuğuna çıkarıyormuş hissi veren Lefke Kapısı, İznik’in kültürel miras noktalarından sadece biri ve İznik’e arabayla girdiğinizde sizi karşılıyor. M.Ö. 4. yüzyılda inşa edildiği düşünülen Nikai surları, Roma ve Bizans Dönemlerinde de eklentiler alarak günümüze kadar gelmiş. İznik’i sadece bu surları görmek için gelen turistler mevcut diyebilirim. Ayrıca İznik, Hristiyanlık için çok önemli bir yeri olan M.S. 325 yılında gerçekleşen İlk Ekümenik Konsil‘e de ev sahipliği yapmış.
Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nden itibaren gittikçe ünü artmış ve günümüzde de çok önemli bir yere sahip olan İznik Çinilerini de mutlaka duymuşsunuzdur. İznik’e gittiğinizde Çini üretim atölyeleri, Çini keşfedebileceğiniz birçok dükkan ve çini çarşıları sizi karşılayacak. İznik Nilüfer Hatun Çini Çarşısı en ilgi çekici mekanlardan: Şu an müze olarak kullanılan Nilüfer Hatun İmareti’ne oldukça yakın bir mesafede bulunmakta. Ben hem bir sanatçı hem de bir sanat tarihçi olarak İznik’de bulunan çini atölyelerini ziyaret etmekten büyük keyif aldım. Not etmek gerekirse sadece çini değil, seramik atölyeleri ve dükkanları da mevcut. Hatta içimden şöyle bir düşünce geçti, dedim ki “Acaba bende bu çini sanatını öğrenebilir miyim, yapabilir miyim?” Sanat ile ilgilenen kişilerde genellikle beliren bir soru bu aslında; ne zaman farklı bir sanat dalı görsek içimizde bir yapma isteği, öğrenme, üretme isteği belirebiliyor bence.
İznik’i ziyaret etmişken, kültürel açıdan cezbedici bir diğer aktivite de yeni İznik Müzesi’ni ziyaret etmek. Müzeye giriş yaptığınızda, tarihte gerçekleşen dikkat çekici olayları kronolojik olarak bizlere anlatan bir tablo sizi karşılıyor. İlk Tunç Çağı’ndan Demir Çağı’na birçok çağı örnekler vererek anlatan bu tablo tarihe ve arkeolojiye merak duyanların ilgisini çekecek.