Sarı Zarflar: Hepimizin Üzerinde Durduğu O Karanlık!

Yıllardır takip ettiğim, her sabah kalkıp Twitter’da okuduğum, yakınlarımın ihraç edildiği o dönemler — ki aslında hiç bitmedi — bu kez karşıma bir film olarak çıktı. Sarı Zarflar’ı izlerken bir hikâye izlemedim ben. Zaten bildiğim bir şeyin, gözümün önünde yeniden kurulmasını izledim. Ve en rahatsız edici olan da buydu. Çünkü film spesifik olarak “ihraç” meselesine dokunuyor gibi görünse de, aslında onun etrafında dolaşan her şeyi açıyor: korku, yalnızlık, suskunluk, yavaş yavaş içine çöken o karanlık… Ve en önemlisi, insanın kendisiyle yaptığı o meşhur hesaplaşma.

İlker Çatak burada büyük laflar etmiyor. Zaten etmese daha iyi. Çünkü bu hikâyenin büyük lafa ihtiyacı yok. Sarı Zarflar, politik baskıyı anlatmıyor gibi yapıp aslında tam kalbinden anlatan bir film. Ama bunu bağırarak değil, hissettirerek yapıyor.











