Benim için mutfakla ilk bağ, aslında ailece birlikte vakit geçirdiğimiz o keyifli akşamlarda kuruldu. Annem, babam ve bazen kardeşimle birlikte mutfağa girip her birimizin farklı bir görevi üstlenmesinden büyük keyif alırdık. Babam salatalardan sorumluydu, annem ana yemeği yapardı, ben de genellikle yan yemeklere odaklanırdım. Kardeşim ise bildiği yerden geldiğinde sevdiği bir menü olursa hemen sahiplenir ve pişirmeyi üstlenirdi. O anlarda sadece yemek hazırlamazdık. Mutfakta bir yandan atıştırır, bir yandan sohbet eder, birbirimize sataşır ve günün stresini üzerimizden atardık. Bizim için mutfak, sadece karnımızı doyurduğumuz bir alan değildi. Günün yorgunluğunu rahatlamaya çeviren bir buluşma noktasıydı. Bu rahatlama her gün çok mutlu olmak zorunda değildi, bazen sessiz bazen de çok sesli olabilirdi. İşte o paylaşımlar, bugün mutfağa bakışımın temelini attı.
En sevdiğin yemek nedir diye sormayacağım. Eminim çok fazla insan sormuştur… O nedenle şunu sormak istiyorum: Hangi yemek senin için bir anı, bir koku ya da bir sesle eşleşiyor ve her yaptığında seni o zamana götürüyor?
En sevdiğin yemek sorusunun klasik olduğunu biliyorum, bu yüzden şöyle diyeyim: Annemin yağlaması. Çocukluğumda annemin hazırladığı o yumuşak, sıcak yağlama benim için hem bir koku hem de bir anı. O tadı her aldığımda, geçmişteki o güvenli, kalabalık ve sevgi dolu sofraya gidiyorum. Bu yüzden yağlama benim için bir zaman yolculuğu diyebilirim.