Şehirde Sürdürülebilirlik: Küçük Adımlarla Büyük Sonuçlar

Küçük tatlı bir Ege kasabasına yerleşmek ve bahçesiyle ilgilenmek istemeyenler için bir dayanışma kulübü var mı?! Alıştığımız ülke içi göç kavramı beyaz yakalıların katkılarıyla yüz seksen derece dönüş gerçekleştirirken şehrin nabzını tutmak konusunda hevesli kaç kişi kaldık? Modern Bradshaw edasıyla yeni mekanların, sergilerin, deneyimlerin peşinde koşarken vicdanımın ekolojik sesine kulak vererek geliştirdiğim sürdürülebilir alışkanlıklarım da var tabii ki! Yakın bir zamanda Greta Thunberg’ü karşısına almak istemeyenler için günlük rutinimin bir parçası haline getirdiğim o yöntemleri aşağıya bırakıyorum. O zaman hadi, başlayalım!

Şehirde Sürdürülebilirlik Mümkün Mü?
Poşet kullanmıyorum. Nokta.
Saçları ortadan ya da yandan ayırmak, dar ya da geniş paçalar… ‘Millenial’lar ve ‘Gen-Z’ler arasındaki stil savaşlarının bir ateşkes noktası olsaydı şüphesiz bez çantalar olurdu! Sürdürülebilirlik kelimesinin zihnimizde yarattığı imaj Jared Leto’nun kendini ormanlarda kaybetmiş hali kadar ekstrem olsa da aslında en gerçekçi sürdürülebilirlik hamleleri günlük alışkanları dönüştürebilmekten geçiyor. Bez çantalar da şüphesiz bu sürecin en gururlu kazananları. Ben dışarı çıkarken her zaman bir bez çantayı yanında bulunduranlardanım. Bu sayede markette ve alışverişte poşet kullanmama gerek kalmıyor. Hatta işi bir adım öteye götürüp planda olmayan alışverişlerde “poşet tuzağı”na düşmemek için ofis çekmecemde ve arabamda da birer yedek bulunduruyorum.











