Send Help: Issız Ada Dramasında Yeni Soluk

Issız bir adada mahsur kalma hikayeleri bazı insanlar için kabak tadı vermeye başladı. Ama inanır mısınız ben her ıssız ada filmini sanki türe ait ilk filmimi izliyormuşçasına heyecanla bekliyorum… “Ateş buldum, balık avladım, yardım aradım” döngüsü her seferinde bana aynı keyfi nasıl verebiliyor anlamıyorum. Anlamaya da çalışmıyorum. Bu arada Send Help, bu klişeyi alıp üzerinde dans ediyor. Türe ait ama türün çeperlerinde gezen bir iş. Asla kendini ciddiye almıyor, keyif vermekten başka bir gayesi olduğunu da söylemiyor zaten.

Karakterlerimiz tabi ki de zıt kutuplu. Uçakları nerede olduğunu tam da bilemediğimiz bir adaya düşüyor. 2 kişi olarak başlıyor mücadeleleri. Biri konformist ve ukala bir patron, diğeri de hafif gariban ve survivor aşığı bir çalışan. Bu çalışan kadın için adaya düşmek büyük bir fırsata dönüşüyor tahmin ettiğiniz üzere. Hem gerçek bir survivor deneyimi hem de uyuz patronuna dünya düzenini ters düz ettirecek psikolojik bir operasyon yapma şansı… Film boyunca “Ben olsam ne yapardım?” diye sormadım. Benim için iki ihtimal var. Tek düşersem elimden geleni yaparım ama muhtemelen mundar olurum. Eşimle düşersem o ilk gün pes edeceği için ben de hemen ona uyum sağlarım…











