Öncelikle dört duvar arasında yaptığınız bir şarkının ulusal kanalda, milyonlara ulaşarak çalınması çok heyecan verici bir duyguydu. Ürettiğiniz bir şarkının hiç tanımadığınız insanlar tarafından beğenilmesi ve takdir edilmesi tarif edilemeyecek bir his.
Yapmayı çok sevdiğiniz bir ritüeliniz var mı, kafanızı boşaltmanızı sağlayan ya da size keyif veren, ilhamınızı çoğaltan?
Ankara’da yaşadığım yer şehirden çok uzakta ve izole bir yerdeydi. Çok fazla doğayla iç içeydim. Eve girerken tilki, tavşan görebiliyorduk. Küçüklüğümden beri de hep hayvanları çok sevdim ve hep beslediğim, hayatımda bana eşlik eden bir hayvanım olmuştu. Ankara’da kedilerimiz, köpeklerimiz, ördeğimiz, tavşanımız ve daha bir çok hayvanımız vardı ailem ve benimle yaşayan. Onlarla vakit geçirmek, onlara dokunmak, hayatı onların baktığı gözden görebilmeye çalışmak bana hep huzur vermiştir. Toprağa basmak, ağaçlara sarılmak, doğanın nefes alış verişini dinlemek ilham kaynağım ve beni ayakta tutan en önemli şeylerden biri.
Ankara’dan sadece kedim benimle gelebildi. Her sabah onun mır mırlamasıyla uyanıp, filtre kahvem önümde bi elimde gitarım bi yanımda kedim vazgeçilmezimdir 🙂