Severance: Hızlı Giden Atın Senaryosu

Severance’ın, ilk sezonuyla bundan 3 sene önce yaratmış olduğu sansasyonu unutmak mümkün değil. Özellikle finale doğru son 3 bölümde yaptığı inanılmaz atakla dış kulvardan gelip tarihin en iyi dizileri listelerine uçarak mı girecek acaba sorularını sordurtmayı başarmıştı. Aradan geçen senelerde pandeminin etkileri, Hollywood’daki senarist grevleri vesaire derken dizi soğudu. Fakat öyle bir ilk sezon finali vardı ki, tüm seyirciler şuna emindi: “Bu dizinin finali çoktan kafada tasarlanmış.” Bu rahatlıkla beraber yeni sezonu beklemeye koyulmuştuk. Şimdiyse ikinci sezon bitti, gerçeklerle yüzleşildi…

Uyandırdığı merak hissine sırtını yaslayıp üzerine bir şeyler inşa etmek yerine hikayesini yatay düzlemde genişletmesi dizinin ilk hatası oldu. Çok daha konsantre ve sıkı bir senaryo ile sağa sola savrulmayacakmış hissi veren Severance, bu sezonda bu diriliğini kaybedip izleyicisinin dikkatini ve sevgisini yitirmeye başladı. İkinci sezon başında karakterlerini ofis ortamına geri çekmek için enteresan ve ikna edici olmayan bazı taklalar atan dizinin, ilk sezonun finalinde o zirvede bıraktığı anlatıyı devam ettirme gibi bir derdi yok. Hatta o finalden oldukça kopuk bir üslupla başlıyor her şey, “o kadar abartılacak bir şey olmamıştı ya” diyor adeta…










