Sevilla: Güneşin ve Gölgenin Şehri

Sevilla, Akdenizli ruhu olan ama kendini bir yerlere benzetmek için hiç yırtınmayan bir şehir. Her şey yerli yerinde, ne eksik ne fazla. Pek gelişkin görünmüyor ama oldukça erişkin bir atmosfer vadediyor. En az benim kelime tercihlerim kadar enteresan yemek çeşitliliğiyle ise gastronomi sevdalalarına harika öğünler sunuyor. Kimsenin bir şeye yetişir gibi gözükmediği ve kalabalığın bir şekilde su gibi akıp yolunu bulduğu enteresan bir şehir planı var Sevilla’nın. Şehrin muhtemelen en büyük simge yapısı da, tarihi Alcazar.

Alcazar’a girince ‘tarih’ orada sıradan bir bilgi değil, resmen üstüne üstüne yürüyen bir gerçeğe dönüşüyor. Arap mimarisiyle gotik detayların birlikte durduğu bu saray aslında hala aktif olarak kullanılıyor — İspanya Kralı buraya geldiğinde Sevilla’daki resmi konutu burası. Ağzının tadını biliyor… Serinliği de boşuna değil; Müslüman ustalar yapıyı öyle inşa etmiş ki, sıcak havada bile avludan esinti eksik olmuyor. Endülüs bölgesindeki bu tarz lokasyonları gezerken rehberle dolaşmanın çok faydasını göreceğinize eminim, onu da ekstra not düşmüş olayım.











