Sonder: Şehirde Yanından Geçtiğimiz Hayatların Derinliği

Metronun kapıları açılıyor; adımlar hızlanıyor, çantaların askıları düzeltiliyor, kulaklıklar takılıyor. Turnikelerden akan yüzlerce insan, vapura yetişmek için adımlayan ayaklar, kafelerin pencere kenarlarında kahvesini yudumlarken dışarıyı izleyenler… Bir anlığına durup etrafınıza baktığınızda zihninizde şu soru beliriyor mu: Tüm bu insanlar nereye gidiyor, ne düşünüyor ve şu anda hangi hikayenin tam ortasındalar?İşte tam olarak bu idrak anına dilbilimci John Koenig tarafından literatüre kazandırılan harika bir kelime karşılık geliyor: Sonder.

Sonder; sokakta, otobüste veya yan masamızda oturan hiç tanımadığımız her bir yabancının, en az bizimki kadar karmaşık, detaylı, neşeli, kırgın ve canlı bir hayata sahip olduğunu fark ettiğimiz anlık uyanış demek. Bizim kendi hayat filmimizde birer “figüran” gibi gelip geçen insanların, aslında kendi dramalarının, komedilerinin ve aşk hikayelerinin tek başrolü olduğunu anlama hali.









