Sputnik Sevgilim: Murakami'den Olağanüstü Bir Aşk Hikayesi

“22 yaşının baharında Sumire hayatında ilk kez aşık oldu. Geniş bir ovada dosdoğru ilerleyen bir kasırganın şiddetine eşti bu aşkın yoğunluğu” diye yazmış Murakami Sputnik Sevgilim kitabında. Kitabın girişinden beni bir aşk hikayesinin beklediğini anlamıştım. Anlamadığım ise bunun sıradan bir aşk hikayesinden farklı olmasıydı.

Haruki Murakami’yle ilk karşılaşmam değildi. Beni neyin beklediğini biliyordum. Alışılmadık olay örgüsü, hikayeyi canlandıran betimlemeler, hikayeden koparıp oradan oraya sürükleyen metaforlar… Haruki Murakami’den beklediğimiz gibi ismi sıradanlıktan çok uzak: “Sputnik Sevgilim”. Fark etmemiz gerekense isminde gizlenen mesaj. Kitabımız Sputnik hakkında bilimsel bir açıklamayla başlıyor: “Düyanın ilk yapay uydusu Sputnik 1…” Bir açıklama daha var Sputnik’le ilgili: “yol arkadaşı“ Her şey bir yolculukla başlıyor. Bu yolculuk Tokyo’dan Yunan adasına uzanan bir yolculuk, aynı zamanda da Sumir’in aşık olduğu kadın “Myu” ile ilişkisinin bir yolculuğu. Kahramanımız Sumire, Myu’yla çıktığı yolculukta aşık olduğu kadını daha yakından tanıyor, aşkla birlikte arzuyu da hissediyor. Kendini arıyor ve bu aşkın, bu arayışın içinde kendini kaybediyor. Bir de anlatıcımız var, Sumir’in dostu aynı zamanda aşığı. Hikaye bir aşk üçgeni üzerine kurulu.








