Tabi ki süreç çok zorlayıcı oldu; 3. Dünya ülkeleri polisiyle, rüşvetiyle, halkın tembelliğiyle ve yerli mafyalarıyla inanın çok zor yerler. İnşaat sürecinde, izin süreçlerinde çok zorlandık ve zorlanmaya da devam ediyoruz. Ama bir yandan da 12 ay sıcak olan, sörf yapılan, yerel insanlarının inanılmaz huzurlu olduğu Budist ve Ayurvedik kültürün yaşatıldığı, tropikal meyve ve sebzeler ile gününüzü geçirdiğiniz, inanılmaz başarılı sahillerin yanında harikulade bir doğası olan, Dünya’da çayın başkenti bir ülke, bir ada düşünün; işte burası Sri Lanka! Bir sürü yabancı var bizim gibi buraya yerleşen, çok sosyal bir ortam var sürekli akşamları veya gündüz suda beraber zaman geçiriyoruz. Tabi yereller de inanılmaz iyi niyetli ve kendimi en çok güvende hissettiğim ülkelerden birisi burası. Burada yaşamanın en sevdiğim özelliği, haftanın günlerini takip etmenize gerek kalmıyor. Benim için pazartesi veya cuma arasında bir fark yok. Tek fark cuma ve pazartesi farklı yerlerde parti oluyor.
_Sri Lanka’da insanlar ve hayat nasıl? Senden detaylı bir şekilde dinleyebilir miyiz?
Bir kere bildiğiniz her şeyi unutmalısınız. Sizi bugüne kadar buraya getiren neredeyse hiçbir şey sizi oraya götürmeyecek. Çok farklı hızda bir yaşam, beklenti, anlayış var. Kimse sonuç odaklı değil, herkes süreçten keyif almaya bakıyor. “Az tamah çok ziyan getirir” anlayışını iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Ben ilk geldiğimden beri aynı fikirdeyim. Burası bir cennet… Çünkü hava 12 ay boyunca çok güzel, okyanus hep sıcak ve her seviyeye uygun dalgalar var. Yeni başlayanlar için daha küçük dalgaların olduğu daha güvenli, öğrenmek için ideal yerler de var; orta seviyeler için dalgayı sürmede kendinizi geliştirmeniz için dalgalar da.. Tüm bunların dışında belki biraz tehlikeli ama adrenalini sonuna kadar hissedeceğiniz, dalgaların içine girebileceğiniz, atlayıp zıplayabileceğiniz profesyoneller için noktalar da var. Sörf yapmayanlara sesleniyorum, yapabileceğiniz aktiviteler sınırsız.. Bizim evin arka tarafına doğru motorla sürdüğünüzde kendinizi pirinç tarlaları icinde buluyorsunuz. Ben vakit buldukça tapınaklara gitmeye, yerlilerle vakit geçirmeye ve sohbet etmeye çalışıyorum. Yerel dil oldukça basit, hızlıca öğreniliyor ve kendimi kabaca ifade edebiliyorum. Burada yaşamayı kafaya koyduğunuz takdirde ada sizi sevgiyle karşılıyor.