Stefan Zweig: Kısa Öykünün Büyük Ustası

Stefan Zweig, benim için de Dünya Edebiyatı için de oldukça önemli bir isim. Ben, onunla ile ‘’Korku’’ kitabını okuyarak tanıştım. Bir kere tadına varınca da bırakamadım. 🙂 Özellikle İş Bankası Yayınları’nın yayımladığı haline hayran olduğum için, İş Bankası Kitabevi’ne her uğradığımda ilk önce Zweig’ın yeni bir kitabı basılmış mı diye kontrol ediyorum ve eğer basıldıysa hiç kaçırmadan alıp bir çırpıda okuyorum. Kitaplarındaki hümanizme zıt olarak yaşadığı acıklı hayat biraz yüreğimi burksa da, onun eserlerini okuyarak ve okumaya devam ederek ona saygımı sunmak istiyorum sanırım. Şimdi biraz onun hayatından bahsetmek istiyorum size.

Stefan Zweig’ın Hayatı
Bir biyografi ustası olan Zweig’ın hayatını yazmak, ona dair bir şeyler söylemek aslında sadece kelimelerin karmaşasını bir araya getiriyor ama ona dair birkaç şey yazmamak da vicdanen huzursuz hissettiriyor. Avusturyalı yazar, denemeci ve muhabir Stefan Zweig, 1881’de Viyana’da doğuyor. Zengin bir ailenin tek çocuğu olan sanatçının hayatı tabii pek keyifli başlıyor. Neredeyse tüm dünyayı geziyor, çeşitli diller öğreniyor, iyi bir eğitim alıyor… Derken lisedeyken hem şiir yazmaya hem de çevirmeye başlıyor. Sonra, tüm dünyayı derinden etkileyen I.Dünya Savaşı ve II.Dünya Savaşı dönemlerinde, aydınlık ve hümanist Stefan Zweig’ın yaşamı Nazizim ile değişmeye başlıyor. I.Dünya Savaşı bittikten sonra Avusturya’ya dönüp Frederike Von Winternit ile evlenip 20 yıl kadar orada yaşıyor ve bu süre zarfında belki de ömrünün en verimli yıllarını geçirip edebiyatın doruklarına uzanan kitaplarını yazıyor. ‘’Babil Kulesi’’, ‘’Zorlama’’, Yeremya kitapları ve açık mektup niteliğindeki ‘’Yabancı Ülkedeki Dostalarıma’’ eseri I.Dünya Savaşı döneminde yazılmış, dönemin trajedisini anlatan eserlerinden birkaçı.












