Supergirl: Superman'in Bahtsız Kuzeni ve Onun Eşsiz Maceraları

Yeni DC Sinematik Evreni’nin (DCU) büyük adımlarından biri olan Supergirl. Beyaz perdede nihayet boy gösterdi. Filmin en pazarlanabilir kısmı malum ana karakteriydi bu süreçte. Başrolünde House of the Dragon ile devleşen Milly Alcock’u izlediğimiz filmin yönetmen koltuğunda, I, Tonya ve Cruella gibi ‘stilize’ yapımlardan tanıdığımız Craig Gillespie oturuyor. Tom King ve Bilquis Evely’nin çok sevilen, ödüllü çizgi roman serisinden uyarlanan film; kuzeni Superman gibi sevgi dolu minnoş bir Amerikan kasabasında büyümek yerine, yok olan gezegeni Kripton’un enkazı üzerinde, vahşi bir hayatta kalma mücadelesiyle yoğrulan Kara Zor-El’in çok daha karanlık ve sert büyüme hikayesini merkezine alıyor. Milly Alcock’a, kadroda babasını öldüren adamın peşine düşen genç Ruthye rolünde Eve Ridley ve korkunç görünümüyle terör estiren suç lideri Krem rolünde ise Belçikalı aktör Matthias Schoenaerts eşlik ediyor.

Karşımızda steril, kostümlü ve sükseli bir kusursuz kahraman hikâyesi yok. Milly Alcock, karakterin o hırçın ama içten içe yaralı “serseri kız” havasını perdeye muazzam bir aura ile yansıtıyor. Acısını dindirmek için kırmızı güneşli gezegenlerin bitik barlarında kendi halinde takılan, bana dokunmayan yılanın ömrü daim olsun diyen bu Kara Zor-El portresi, bence modern süper kahraman sinemasının en özgün karakter tasarımlarından biri olmuş. Alcock’un ekran aurası o kadar güçlü ki yeni DCU’da onun adımlarını izleyeceğimiz için heyecanlanmamak elde değil.









