Sürdürülebilir Moda: İşin Rengi Değişti!

Mahalle yanıyor da biz hala moda peşinde miyiz? Sürdürülebilirlik yazarı Alec Leach, “The World Is On Fire But We’re Still Buying Shoes (Dünya Yanıyor Ama Biz Hala Ayakkabı Alıyoruz)” ile patlattığı sürdürülebilirlik tartışmalarını The Business of Fashion ile yaptığı son röportajda başka bir boyuta taşıdı. Efendime söyleyeyim; moda sirkülasyonlarının dünyamıza verdiği zararlardır, suların kirlenmesi ve kullanımıdır, bin çeşit toksik materyal her tarafımızı kirletti de biz hala trend üstüne trend takip edip üzerine bir de kahve söylüyoruzdur. Bu nereye kadar sürecektir? Bu dünya torunlarımıza miras değil midir?

Moda mecrası, sürekli olarak gelişen ve internette yayılıp bir yudumda tüketilen mikro-trendler sebebiyle her an takibi zor bir sirkülasyon haline geldi. Özellikle TikTok, Instagram gibi sosyal medya uygulamalarında modayla ilgili yapılan paylaşımların artışıyla alım ve satım dengeleri son yıllarda fazlasıyla değişti. Kıyafetler artık bir var bir yok; sosyal medyada paylaşıldıktan ve görüldükten sonra kimin umurunda? Sonra yeni trendlerle yeni ürünlere doğan merak söz konusu. Arz-talep ilişkisiyle basitçe özetlenen bu durum maalesef birçok çevresel zarara sebep oluyor, biliyorsunuz artık. Bunlardan biri de kullanılan boya maddelerin sakıncalı kimyasallar içermesi ve uygulama esnasında bunların çevreye olan etkisi. Bu sebeple hem ekonomik olarak hem de çevresel açıdan daha az problem yaratan renkler beyaz, bej, haki ve uçuk pembe tonları; sürdürülebilir olarak piyasada gezinen kıyafetlerde çoğunlukla kullanılıyorlar. İyi de, özellikle fast fashion markalarında ekolojik diye ortaya sürülen bu ürünler, birçok insanda psikolojik olarak hippi havası uyandırdığı için tarz açısından kabul görmüyorlar. Daha renkli bir paletin varlığı ancak sürdürülebilir bir boya varsa mümkün olabilir. “Ben hem renkli bir kokoş olup hem de dünyayı kurtarmak istiyorum, olmaz mı?” diyenleri duyar gibiyim. O halde sorum aşağıdadır.












