Sınır Tanımayan Maceralar: Taze Kitap'ın Kurgu Kitaplığı

Gerçek dünyanın katı kurallarından ve ciddiyetinden kaçmak istediğimizde, hikâyeler bize başka dünyaların kapısını aralar. Üstelik o kapıdan geçmenin belirli bir yaşı yoktur. Uzun yıllar çocuk edebiyatından “doğru”yu göstermesi, uslu olmayı öğretmesi ve çizilen belli başlı kalıpları koruması beklendi. Oysa iyi bir çocuk edebiyatı kurgusu, okurunun karşısına elinde cevap anahtarıyla dikilmez; onu merak etmeye, soru sormaya ve kendi cevaplarını bulmaya davet eder. Hatta çoğu zaman okurunun ruhunu hareketlendirir, yeni perspektifler sunar ve empati kurmanın yollarını açar.

İşin en güzel yanı da tüm bunları dünyanın en keyifli aktivitesine dönüştürerek yapmasıdır. Elinizde bir kitapla koltuğa gömülebilir, halıda yuvarlanabilir, çimlere uzanabilir, şezlonga yayılabilir, şişme yatağınızla suyun üzerinde süzülebilir ya da bir ağaç dalına tüneyebilirsiniz. Nerede, nasıl okursanız okuyun, iyi kurgulanmış bir kitabın en büyük sihri daha ilk birkaç cümlede elinizden tutup sizi içindeki dünyaya sürüklemesidir. Okurken şaşırabilir, kahkahalar atabilir ya da bir kutu peçete bitirecek kadar ağlayabilirsiniz. Ancak son sayfayı kapatıp derin bir nefes aldığınızda kitabınıza şöyle bir sarılır, sayfalar arasında gezinirken altını çizdiğiniz cümleleri, kenarlara kondurduğunuz ufak işaretleri, yani birlikte geçirdiğiniz zamanın izlerini görüp gülümsersiniz.














