2014 yılında yaptığı bir TED konuşmasında, katılımcıların insan olup olmadığını anlamak için onlara bir “İnsanlık Testi” yapacağını söylüyor. Sorduğu sorulara “evet” yanıtını verenlerin el kaldırmasını istiyor. Başlangıçta sorular “Hiç bir cümleyi öfke belirtisi olarak nokta ile bitirdiniz mi?” gibi eğlenceli sorular olsa da ilerleyen dakikalarda, kabullenmesi daha güç, daha vurucu sorular sormaya başlıyor, “Hiç huzur içinde uyanıp sonrasında sizi terk eden birinin dayanılmaz hasretine kapıldığınız oldu mu?” gibi… Ve konuşma bittiğinde anlıyorsunuz ki aslında şu hayatta karşılaştığımız zorluklar ve olumsuzluklar, yalnızca bizim başımıza gelmiyor. Çünkü insan olmanın bir parçası bu! Güzel anlar ve mutluluklar kadar bunlar da hayata dahil. Bu nedenle ne zaman bir zorlukla karşılaşsam, bu konuşmayı kendime hatırlatıp bu dünyada yalnız olmadığımı bilmek her zaman bana güç verir.
Hayatınızdaki her şey her zaman dört dörtlük gidemez, daima mutlu olamazsınız. Bu gibi anlarda köşeye sıkışmış, her şey alt üst olmuş ve devam edemeyecek gibi hissedebilirsiniz. Aslında bu bir “İnsanlık Testi”dir 🙂 Karşılaştığınız zorluklar sizi besler, büyütür, geliştirir ve mutlu anlarınızı daha da değerli kılar. Sonraki adımlarını daha güçlü atmanızı sağlar. Karşınıza çıkan güzelliklerin kıymetini daha iyi bilirsiniz. Belki orada sizin için daha iyi bir yol vardır, buna inanarak o yola doğru cesaretle adım atmalısınız.
Bu konuşma aynı zamanda etkili bir sunumun nasıl yapılabileceğine çok güzel bir örnek bence. Ze Frank kusursuz dizayn edilmiş slaytlar eşliğinde uzun bir konuşma yapmıyor. Tüm konuşma yalnızca sorulardan oluşuyor. Ancak bu sorular hepimizin kendinde bir şeyler bulabildiği, hepimize dokunan sorular. Doğrudan herhangi bir mesaj da paylaşmıyor. Yalnızca sorular sorarak kendi cevabımızı bulmamızı sağlıyor. Ve insan olmaya dair müthiş bir farkındalık yaratıyor.