The End of Oak Street: 80’ler Sinemasına Keskin Dönüş

It Follows ve Under the Silver Lake gibi işleriyle tanınan David Robert Mitchell’ın yazıp yönettiği The End of Oak Street, 2026’nın en özgün ve sürprizli bilimkurgu işlerin biri olarak arz-ı endam etti. Herhangi bir uyarlamaya dayanmayan, orijinal bir fikirden yola çıkan yapımın başrollerini Anne Hathaway, Ewan McGregor, Maisy Stella ve Christian Convery paylaşıyor. Yapımcılığını Lost ile hayatlarımıza bodoslama giren J.J. Abrams’ın üstlendiği film, 1982 yılında Michigan’daki sıradan bir mahalle olan Oak Street’in, gizemli bir kozmik olay sonucu aniden milyonlarca yıl geriye, dinozorların hüküm sürdüğü çağa ışınlanmasını ve burada mahsur kalan Platt ailesinin hayatta kalma mücadelesini odağına alıyor.
Film, 80’ler ABD orta üst sınıf banliyö atmosferinin o klişe hissiyle açılışını yapıyor fakat yönetmen Mitchell’ı tanıyanlar bunun ufak bir tuzak olduğunu bilerek başlıyor tabii izlemeye. Çok geçmeden seyirciyi görsel anlamda bir B-film macerasının tam ortasına bırakıyor. Mitchell, klasik canavar filmleri ile Amblin tarzı aile dramalarını harmanlayan son derece enerjik ve nostaljik bir anlatı dili tercih ediyor. Ki zaten beklenen de biraz buydu… Mitchell hocanın gerilimi tırmandırırken kullandığı stilize tercihler ve Michael Gioulakis’in hiperaktif kamerası, izleyiciyi hem komik hem de dramatik bir zaman tüneline sokuyor.









