The Menu: Zenginler ve ‘Eşsiz’ Deneyimleri

Ancak bir grup seçilmiş zenginin deneyimleyebileceği bir fine dining macerasını ele alan The Menu, bir tutam gerilim bolca komedi diyerek oldukça keyifli bir seyirlik ortaya koyuyor. Tek mekana yoğunlaşan atmosferi, düşmeyen temposu ve usta işi oyunculuklarıyla iki saate yakın süresini dolu dolu kullanıyor film. Ralph Fiennes’in şef, Anya Taylor-Joy ve Nicholas Hoult’un da uyumsuz bir çift olarak karşımıza çıktığı filmde, Succession’ın da yönetmenliğini yapan Mark Mylod kendine has bir absürd gerilim inşa edip seyirciyi avcunun içine alıyor. Vizyondayken izlemek isteyenlerin pişman olmayacağına eminim.

Çeşitli mecralarda bir korku filmi olarak geçen filmin bu etiketi biraz yanıltıcı. Zira yoğunlukla komedi unsurlarından oluşan, gerilimi de hiç azaltmadan seyircisini diri tutan bir hali var. Yemeklerden iyi anlayan, aklı bir karış havada, her yaşadığı anı deneyime dönüştürme çabasında olan ve etrafında dönen olayların ciddiyetini kavrayamayan Tyler ile daha ‘halktan’ bir profil olan, realist ve dobra yaklaşımlarıyla partneriyle alakasız bir profil çizen Margot çiftinin başı çektiği bir hikaye bu. Çevrelerinde bir sürü karakter var ama hepsi filmin eğlencesine ve gerilimine hizmet etmek amacıyla mevcut. Bizi bu ikili dışında tek alakadar eden diğer ana karakter ise şef Slowik. Ruh hastası hareketleriyle, filmde yaşanacak tüm sıkıntıların sebebinin kendisinin olacağını daha en baştan çekinmeden belli eden Slowik, hikaye ilerledikçe devleşiyor, gözlerinizi alamayacağınız hale geliyor…









