The Museum Hotel Antakya: Zamanın Doğrusal Akmadığı Bir Mekan

Depremden önce bir Hataylı olarak, Hatay’a hakkını vermek adına, ona ait ne varsa değerli olan, yazmaya karar vermiştim. İnsanlar gelir geçer, şehirler değişir, ruh baki kalırdı. Bir yazı o ruha ithaftı. Fakat öyle bir şey oldu ki, aklın ötesinde, korkuların ötesinde, kabul edilemez bir gerçekliğin içine düştük, tam o gün. Hayatlar yarım kaldı, mekanlar yarım… Ve bir yazı yarım. Şimdi bu yazıyı kaldığı yerden hiçbir şey yokmuş gibi devam ettiremezdim, çünkü artık hiçbir şey kaldığı yerde değil. Zaman durdu. İşte bu yüzden şimdi bu satırları doğuruyorum içimden. Ve sizi yarım kaldığım yerden tamamlamaya çalışacağım yazımla, hayata tutunmaya çalışan tüm memleketlilerim gibi, Hatay’a tutunmaya davet ediyorum.
Bir mekana girdiğinizi düşünün, zaman doğrusal olmaktan çıkıyor. Zamanın ne başı var, ne sonu. Hayat nerede başlıyor, nerede bitiyor, geçmiş ve anın bütünlüğü tüm bilinen gerçekliklerin üzerini örtüyor ve ortaya sadece ortamın büyüsü ile yaşadığın, zamandan bağımsız o “an” kalıyor. İşte sizi tam da böyle hissedeceğiniz bir yere götüreceğim şimdi: The Museum Hotel Antakya’ya.














