The Plague: Erkek Çocukları ve Veba Alegorisi

Yönetmen Charlie Polinger’in kendi çocukluğunda tuttuğu kamp günlüklerinde yer alan travmalara odaklanıyor The Plague. Ergen veya ergenlik öncesi çocukların ne derece zorbalaşabileceğine dair korkunç nüanslar barındıran bir hikaye. Aralarındaki bir çocuğun yaşadığı problemlerden ötürü vebalı damgası yemesi ve o çocuğun üzerine hız kesmeden giden bir grup erkek çocuğunun acımasızlıkları ekseninde ilerliyor her şey. Ana karakterimiz de bu iki kutbun ortasına bırakılmış, ortamın yenisi bir çocuk. Vakit geçtikçe işler kompleksleşiyor ve gerçeküstü diyebileceğimiz tekinsiz bir anlatıya evriliyor. Benim son dönemde izlediğim ilginç filmlerden biri. Verdiği huzursuzluk seyir anlamında çeşitli güçlükler yaratıyor. Fakat oldukça özgün ve şans verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Geçtiğimiz sene Cannes’da prömiyerini yapmıştı film, merak da etmiştim ama takvimin bir yerine sıkıştıramamıştım bir türlü. O günden beri gözüm üstündeydi. Klasik bir gerilim anlatısı ile karşılaşmayacağıma dair kendimi hazırlamıştım. Bir su topu takımında, çocukların kendi aralarında kurduğu, üfürsen yıkılması gereken hiyerarşiye odaklanıyor Polinger. Tabi dışardan izleyen biri için üflemelik, içinde olan çocuk için betonarme bir hiyerarşi bu. Ömürlük travmaları sırtlayabilecek kolonlar, çok derine kazılmış temeller(süslü betimlemeler)… Fena anlamda tetikleyici bir örgüsü var hikayenin.










