The Room Next Door: Bir Ölüm Kalım Meselesi

Başrollerinde Tilda Swinton ile Julianne Moore’un yer aldığı The Room Next Door, Altın Aslan ödülüyle ve 106 dakikalık süresiyle, senenin ilgi çekici yapımlarından biri olarak sinema dünyasında yerini aldı. Venedik Film Festivali’nde prömiyeri yapılmış bu film, büyük bir merakla beklenen bir filmdi zaten, malum Almodovar. Yönetmen, bu eseriyle ilk kez tamamen İngilizce bir senaryo kaleme alarak cesur bir adım attı. Film, Sigrid Nunez’in What Are You Going Through? romanından uyarlanmış bu arada. Ana karakterlerimiz de şöyle. Ölümcül bir kansere yakalanan Martha, yaşamının son anlarında Ingrid’e spesifik bir çapta enteresan bir dostluk teklif ediyor. Almodovar’ın sinemaya olan tutkusu ve estetik anlayışını yine her zamanki ölçülerde deneyimliyoruz.

Senaryo, farklı katmanlara bölünmüş yapısıyla ilk bakışta izleyiciyi içine kapan bir ortam yaratıyor. Ancak, diyaloglar alıştığımız Almodovar akışkanlığında değil. İngilizce kaleme alınmış olması, karakterlerin duygusal derinliğini tam anlamıyla yansıtmayı zorlaştırıyor belki de bilmiyorum. Yazım dili, hem felsefi sorgulamaları hem de dramatik bazı nüansları beraberinde getiriyor. Özellikle ötanazi gibi temaların ‘ilerici’ bir üslupla ele alınması, metnin duygusal bütünlüğünde bazı enteresan kırılmalara yol açıyor. Bunu, film istediği seviye de duygusallaşamıyor gibi bir yerden söylemiyorum ama…










