Titanik Orkestrası: Yok Olma Arzusunu Sahneye Taşımak

Bazı metinler, okunduğu ya da izlendiği anda değil, bittikten sonra başlar. Titanik Orkestrası, seyircisini sahneden çok zihninde tutan, bitişiyle birlikte sorularını çoğaltan oyunlardan biri. Bir tren garında sıkışıp kalmış karakterlerin bekleyişi, zamanla fiziksel bir durum olmaktan çıkıp varoluşsal bir hâle dönüşüyor: Gitmek istiyoruz ama gerçekten nereye gideceğimizi bilmiyoruz. 28 Şubat’ta Cabaretto Bodrum’da prömiyerini gerçekleştirecek Titanik Orkestrası da tam olarak bu hisse dokunuyor.

Hristo Boytchev’in metni, beklemeyi pasif bir hâl olmaktan çıkarıp neredeyse bir kimliğe dönüştürüyor. Gar, yalnızca bir mekân değil; karakterlerin hayata tutunma biçimlerini, geçmişle kurdukları ilişkiyi ve geleceğe dair belirsizliklerini içinde barındıran bir zihinsel alan gibi işliyor. Trenlerin varlığı sürekli hissedilirken, hiçbirinin durmaması bu dünyanın temel kuralını baştan ilan ediyor.













