Toksik Pozitiflik: Mutluluğu Yeniden Düşünme Zamanı

Pek çoğumuz küçüklüğümüzden beri bize empoze edildiği şekilde; mutsuzluk, stres, endişe gibi negatif hatta toksik olarak sınıflandırdığımız duygulardan kaçınarak olabildiğince neşeli, mutlu, huzurlu olmak için beynimizi kodlamaya çalışıyoruz. Oysa artık “en trend tavsiye” biraz değişmiş durumda. Duyguların yaşanış biçimiyle ilgili doğru varsaydığımız bilgiler de. Öyle ki, yaşadığımız pandemi krizi ile birlikte yeni ve şaşırtıcı bir toksik tanımı ile tanıştık. Şimdi toksik pozitiflik ve fazla mutluluktan da kaçınma zamanı!

Sokakta oynayan neslin neredeyse son temsilcileri olarak bizler; toz, toprak, mikrop gibi endişelerin görece çok daha az olduğu çocukluk yıllarımızın tadını doyasıya çıkarmış, deyim yerindeyse hakkını vermiştik. Sonraki dönemde, küçük yaşta mikropla tanışmayan çocukların ilerleyen yaşlarda daha çok hastalandığına, neredeyse daha sağlıksız olduğuna ilişkin araştırmaları da sık sık okuduk. O halde şanslıydık. Peki sıra ruhumuza geldiğinde de o kadar şanslı mıyız?










