Too Much: Lena Dunham'dan Yeni Bir Başlangıç

2010’ların başında HBO’da yayınlanan, Brooklyn’de yaşayan 20’lerindeki birbirinden çok farklı karakterlere sahip dört kız arkadaşın yaşam mücadelesine odaklanan Girls, birçok açıdan iz bırakan bir diziydi: Dramedy formatının yaygınlaşmasında, Adam Driver’ın yıldızlaşmasında, hatta belki Williamsburg’ün soylulaştırılmasında etkili oldu. Ama Girls’ün hayatlarımıza ve sinema-televizyon dünyasına en büyük katkısı, bizi Lena Dunham’ın yetenekleriyle tanıştırmasıydı bence. Dizinin yaratıcısı, yapımcısı, yazarı, başrol oyuncusu ve birçok bölümünün yönetmeni Dunham, tüm bu şapkalarıyla altı sezon boyunca 8 Primetime Emmy adaylığı elde etti ve ABD Yönetmenler Birliği tarihinde En İyi Komedi Dizisi Yönetmenliği kategorisindeki ödülü kazanan ilk kadın oldu. Girls’ün 2017’deki finalinden sonra Dunham, bir sonraki dizi projesi Camping‘in başarısızlığının da etkisiyle yapımcılığa ve roman yazarlığına yöneldi, ses getirmeyen iki film yönetti. Şimdiyse sessizliğini bozuyor: Lena Dunham’ın 10 Temmuz’da Netflix’te yayınlanan yeni dizi projesi Too Much, onun yaratıcı dünyasının muhteşem geri dönüşünü müjdeliyor.

Too Much, New Yorklu Jessica’nın hikayesi. Fakat Dunham, büyük başarı yakaladığı dizisinin bir kopyasını üretme ya da kendini tekrarlama lanetine yenik düşme ihtimallerini silip atan, zekice bir kararla daha ilk bölümden Jessica’yı okyanusun öteki yakasına gönderiyor. Yaşadığı travmatik ayrılığın ardından Londra ofisine transfer olan Jessica, burada her anlamda yeni bir hayata başlıyor. Kentteki, korkunç geçen ilk gününün gecesinde tanıştığı, en az kendisi kadar dibe vurmuş ve kırılgan durumdaki müzisyen Felix’le tuhaf bir uyum yakalayan Jessica yeni bir aşka yelken açıyor, iş yerinde yeni iş arkadaşlarıyla geçinmeye ve yeni sorumlulukların altından kalkmaya çabalıyor, yeni bir kentte yeni bir kültüre ayak uydurmak için kendini zorluyor. Yeni, yeni, yeni… Oysa geçmiş, yani eski olanlar bir türlü Jessica’nın zihnini ve ruhunu rahat bırakmıyor. Yeniden başlamak için resmen kıta değiştirmiş olsa da, eski sevgilisinin yeni hayatını anbean izlemekten kendini alıkoyamıyor, ailesinin sorunlarından uzak kalmayı beceremiyor. Eski travmalarını yeni ilişkisine yansıtıyor, yaraları hâlâ açık olduğu için karşısındakine güvenemiyor, kendini bırakamıyor.












