TikTok'ta Tradwife: Sosyal Medyanın Birinci Anti Feminist Dalgası

Upuzun çiçekli elbiseler, toprakta yalın ayak yürümeler ve kendi besledikleri mayalar ile hazırladıkları o muhteşem ekmekler… Özellikle pandemi döneminde başladığımız “kendimize ve doğaya geri dönme” isteğimiz nasıl oldu da birçok kadının maddi varlıkları üzerinde söz sahibi olmadığı, yalnızca belirli pozisyonlarda çalışabildiği bir 50’li yıllar güzellemesine dönüştü? Ve lütfen bu işlerden anlayan biri beni bilgilendirsin, Google’da “Dişil enerji, feminist bir kavram mıdır?” gibi saçma bir arama yaptığım için mi algoritmanın bu tarafına düşmeye hak kazandım?

Eğer benim gibi sosyal medyada yeterince aşağıya kaydırıyorsanız tradwife’lar ile çoktan tanışmışsınızdır. Fakat ben yine de tradwife’ların -geleneksel eşlerin- en temel felsefesini kısaca özetleyeyim: “Kadınlar, kocalarına boyun eğmelidir ve yalnızca ev işleri ile uğraşmalıdır.”. Yaklaşık 5 yaşındayken “Şunu adam gibi yapsana.” dediğinde büyük bir azar yiyen benim gibi biri için bu kurduğum cümlenin her kelimesi, tetikleyici bir unsur. Özellikle bu cümle, kadınlara maddi olarak eşlerine bağlı kalmalarını öğütlerken kazandıkları etkileşimler, sattıkları ürünler & “tek bir gelir ile yaşamak” gibi dersler sayesinde bir hayli para kazanan insanlardan geliyorsa. Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü kitabını yalnızca ben mi okudum? En azından dizi uyarlamasındaki “Kadının Yeri” isimli kitabı yazan ve “Domestik feminizmi” savunan Serena Joy’un başına gelenleri hiç mi görmedik?










